Sağlıklı sevginin sağlıklı ilişkilerin yalnızca kendimiz olmayı başardığımız anda gerçekleştiğini, kendimizi bilmenin, kendimize yeterli olmanın sevgimizin ve özgürlüğümüzün anahtarı olduğunu söyleyen Brenda Schaeffer, bu kitabında çoğumuzun bağımlı sevgi duygusunu yaşayıp da gerçek sevgi yaşadığımız yanılsamasına nasıl düştüğümüzü gözler önüne sermektedir.
Bir çok ilişkiyi besleyen öğenin bağımlılık olduğunu söyleyen Schaeffer, sevgi bağımlılığına yol açan etkenleri inceleyip, nasıl ve niçin bağlandığımızı, bunu nasıl anlayabileceğimizi, en önemlisi de sağlıksız sevgiyi doğuran bağımlılık duygusundan nasıl kurtulacağımızı yaşanmış olaylardan örnekler vererek göstermektedir.
Bir birey ve psikoterapist olarak kendi tecrübelerinden de yararlanan Schaeffer, bireyselliğimizi yitirmeden sağlıklı birlikteliği nasıl oluşturabileceğimizi konusunda uygulamalı bilgiler sunmaktadır okurlara,
KİTAP’TAN ALINTILAR;
Erich Fromm Sevme Sanatı adlı eserinde, bireyin kendi potansiyelini ve kişiliğini geliştirmediği sürece sevgide başarısızlığa uğrayacağını söyler.
Erich Fromm ‘ a göre SEVGİ; İlgi, saygı, sorumluluk ve bilgiden kaynaklanan üretkenliğin ifadesi; sevilen kişinin gelişimi vemutluluğu için çabalamaktır.
Sevgi ; Kendi içimizden gelen ve dışarıya doğru yayılan bir durumdur. O enerjidir, karşılıksızdır, yayılgandır ve onun belli bir nesneye ihtiyacı yoktur.
Stanton Pele ve Archie Brodsky BAĞIMLILIĞI ; yeni ve çoşturucu bir deneyim uğruna kendini reddetme zorunluluğu ile göze çarpan, düzensiz bir durum olarak tanımlarlar. Onlara göre bağımlılık insan eğilimlerinin bir sonucudur. İhtiyaçlarımız meşrudur. Ancak, zaman ve dikkatimizi önemli konulardan çok bunlara yönelttiğimizde bunlar bağımlılık olurlar.
Sağlıksız bağlılık unsurları, olgun, duygusal ilişkilere dahi sızabilmektedir. Burada bize düşen, bağımlılık unsurlarını bulup, kabullenmek, bunların ardındaki masalları ortaya çıkartmak, değiştirmek ve düzgün ilişkilerin temelini atmamız için elimizden geleni yapmaktır.
Sevgimizin bir bağımlılık olup olmadığını nasıl anlarız?
BAĞIMLI SEVGİNİN ÖZELLİKLERİ
Bağımlı ilişkiler yaşayanlarda gözlenenler
Kendilerini tükenmiş hissederler.
Benlik sınırları net değildir.
Sado - mazoşist davranışlar sergilerler.
Olayları akışına bırakmaktan korkarlar.
Riskten, değişiklikten ve bilinmeyenden korkarlar.
Bireysel gelişimleri kısıtlıdır.
Gerçek anlamda kimseyle yakınlık kuramazlar.
Psikolojik oyunlar oynarlar.
Ancak karşılık almak üzere verirler.
Karşılarındakini değiştirmeye çalışırlar.
Kendilerini bir bütün hissedebilmeleri için birine ihtiyaçları vardır.(nesne-özne ilişkisi)
Çözümleri kendilerinin dışında ararlar.
Koşulsuz sevilmeyi ister ve beklerler.
Bağlanmayı reddederler.
Başkaları tarafından onaylanıp değer verilmek isterler.
Terk edilmekten korkarlar.
Eski, kötü hisleri tekrar tekrar yaşarlar.
Yakınlığı hem isterler, hem de ondan korkarlar.
Diğer insanların duyguları üzerinde güçleri olduğuna inanırlar.
Vefa, İstanbul’da bir semt adı. Antalya’da o bile değil. Galiba havasından ve suyundan…
Bu şehirde doğup büyüyene de sonradan gelip Antalyalı olana da vefa yabancı.
Bir koltuğu, münasip bir köşeyi, iktidar kırıntısını kapanlarda inanılmaz bir insanları küçümseme, buna karşılık da kendini ve çevresini pek önemseme durumu…
O kaçınılmaz olan koltuğu, köşeyi ve de iktidar kırıntısını kaybetme zamanı gelince de bu sefer diğer vefa duygusu yoksunlarına kırılma halleri…
Maalesef iki örnek de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden. Belediye Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’nı on yıl çalıştıran antrenör Arif Servet Sınacı ile yollar ayrıldı. Buraya kadar bir sorun yok. İş yaşamının her alanında olduğu gibi profesyonel sporda da değişiklik, görev devir teslimi doğaldır. Mesele yöntemde…
On yıl boyunca takımı hiçbir bedel almadan çalıştıran Servet hoca, kulüp ile yollarının ayrıldığını gazeteden okudu. Aradan neredeyse iki ay geçti. Kulüpten ne bir sözlü teşekkür, ne bir teşekkür mektubu ne bir plaket ne bir veda gecesi…
Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç da muhtemelen çok yakında on yıldır her gün gidip geldiği Antalya Büyükşehir Belediyesi Sahipsiz Hayvan Barınağı ile vedalaşacak. Çünkü aylardır, bazen teori ile pratiğin birbirine uyamadığını anlatmaya çalışıyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi Veteriner Şube Müdürü Özgür Erkan güzel projeler ve hayallerle göreve geldi. Sahipsiz hayvanları kısırlaştırıp, aşılayıp parazitlerden kurtararak bir anlamda sahipsizin sahibi olacaktı. Hayvan hakları savunucuları olarak projeyi alkışladık. Elimizden gelen katkıyı verelim dedik. Ama bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor işte. Sevda Kıraç bunu söylüyor. Barınak, Özgür Erkan’ın hayallediği kadar hızlı kısırlaştırmayı kaldırmıyor. Kısırlaştırılmış nekahat dönemindeki köpekler şu sıcakta kafeslerde üst üste. Yemek vakitlerinde büyük köpekler küçüklere zırnık koklatmıyor. Küçükler aç. Kısırlaştırma nedeniyle yeni köpekler geldikçe kafesler daha bir sıkışıyor. İçeride azıcık daha kalsa kolayca sahiplendirilebilecek hayvanlar sokağa bırakılıyor.
Sevda Kıraç bunu söyledi diye ortalık bir gerildi, sanki devlet kurumu ile o kuruma on yıldır omuz veren gönüllü bir insan değil, kan davası tarafları…
Kıraç’ı seversiniz sevmezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz, birlikte çalışmayı istersiniz istemezsiniz… O sizin bileceğiniz iş. Ama ortada bir gerçek var, o barınağın kapasitesi artırılmadan bu hızla kısırlaştırma yapmaya devam ederseniz ölen ölür kalan sağlar sizsindir. Bir yılda şu kadar hayvan kısırlaştırma hedefini tutturacağım diye canlara azap yaşatırsınız.
Ha bir de hayvan hakları savunucuları ile gazetecilere de barınağa giriş yasağı koyarsanız hatayı kimse de görmez. “Hedefi tutturdun mu” derlerse gönül rahatlığıyla “Tutturdum” dersiniz.
Ya da hatadan çağdaş insanlara yakışır biçimde dönersiniz. Servet hocaya ve Sevda Kıraç’a vefa gösterirsiniz. Vefayı hak eden insanlarla bu çerçevede vedalaşırsınız. Bir desteğe, danışmanlığa, bir dost eline ihtiyacınız olduğunda da gönül rahatlığı ile yardımını istersiniz.
Kimbilir sizin sayenizde artık vefa, Antalya’da da kendine bir yer bulur.
ÖZEL KEDİ VE KÖPEK EĞİTİM MERKEZİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, Bir Veteriner Hekimin İşlettiği Özel Kedi ve Köpek Eğitim Merkezi Hakkında, Hayvanların Açlık ve Susuzluğa Terk Edildiği ve Başlarında Bakıcı Bulunmadığı İddiasıyla Jandarmaya Suç Duyurusunda Bulundu
Haber Yayın Tarihi: 23.07.2010 16:37
Antalya haberleri
Kıraç haberleri
Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, bir veteriner hekimin işlettiği özel kedi ve köpek eğitim merkezi hakkında, hayvanların açlık ve susuzluğa terk edildiği ve başlarında bakıcı bulunmadığı iddiasıyla jandarmaya suç duyurusunda bulundu.
Kıraç, Kangal cinsi köpeğini bıraktığı Çakırlar mevkisindeki kedi, köpek eğitim merkezinde köpeğinin öldüğünü ihbar eden bir vatandaş ile çevredeki köylülerin merkezde hayvanların aç ve susuz bırakıldıkları ve ölmüş hayvanlar olduğunu söylemeleri üzerine merkeze gitti. Kızı Pınar Kıraç ve jandarma ekipleriyle eğitim merkezine ulaşan Sevda Kıraç, gazetecilere yaptığı açıklamada, hayvanların susuz kaldıklarını ve kendilerini gördüklerinde su taslarını ağızlarına alarak yanlarına koştuklarını söyledi. Eğitim merkezinin çevresinde ağır bir kokunun olduğunu, biri Kangal olmak üzere dört köpeğin leşinin bulunduğunu belirten ve bunları gazetecilere gösteren Kıraç, hayvanların açlık ve susuzluğa terk edildiğini belirtti.
Kıraç'ın açıklamaları sırasında işletmeci Barış Ayan, merkeze geldi. Ayan, beraberindeki kişilere merkezin kapılarını zincirletti. Kapının önünde Kıraç ile tartışan veteriner hekim, kangal cinsi köpeğin, sahibinden ayrı kalmaktan kaynaklanan stresten öldüğünü iddia etti. Hayvanı poşete koyup sahibine teslim etmeye çalıştıklarını ancak onun almaması üzerine merkezin dışına çıkarıp kenara bıraktıklarını öne süren Ayan, daha sonra poşetin birileri tarafından açılıp leşin ortaya çıkarılmış olduğunu anlattı.
Kıraç, Ayan'a, içeride Pitbull cinsi bir köpeğin bulunduğunu da hatırlatarak, bu cins hayvanların üretiminin yasak olduğunu ifade etti ve 'Ben sana bir söz veriyorum. Sen artık bu işi yapamayacaksın' dedi.
Merkezdeki hayvanların tümünün kendisine ait olduğunu savunan Ayan, içerideki 15- 20 köpeğin pansiyon amacıyla orada bulunmadığını iddia etti. Israrı üzerine Sevda Kıraç'ı içeri alan ancak gazetecilerin girmesini izin vermeyen Ayan, Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Kıraç'ı kısa süre köpek kulübelerinin olduğu bölümde gezdirdi. Merkezi gezdikten sonra gazetecilere yeniden açıklama yapan Sevda Kıraç, çevredeki köylülerin, içeride bir de boynundan asılmış, şişmiş halde bir köpek leşinin bulunduğunu ihbar ettiğini kaydederek, 'Orada bir bölümün üzerine tahta pano kapatılmıştı. Zorla açtırdım ve o köpeği de orada gördüm' dedi.
Veteriner hekim Ayan'ın içeride kendisine bu konuyu kapatması için ricada bulunduğunu iddia eden Kıraç, kızı ile Çakırlar Jandarma Karakolu'na giderek suç duyurusunda bulundu.
ARTIK ADI VE YUVASI VAR; NANCY
Dün face' de ve Web sitemizde Alman kurduna yuva arıyoruz diye paylaşımda bulunmuştum ve 5 dakika sonra telefonum çaldı ve heyecanla bir ses ailecek sahip olmak istediklerini söyledi, bende tanıyordum Mehmet Çor arkadaşımızı, Antalya Woswagen grubundan çok değerli bir arkadaşımız ve aynı zamanda ünlü, Wosvagenleri tamir eden ustamızdır.
Köpişimizi sokakta gönüllü basın danışmanımız Yeşim ERSOY bulmuştu, yarım gün köpiş bende kaldı,onu sitemizin bahçesinde yıkadım,arkadaş olduk ve sahip aradık akşamda Yeşim'e gitti, Mehmet Çor arkadaşımız Yeşiminde onayını alarak dün akşam üzeri sahiplendi adını NANCY koymuşlar. Birlikte
çektirdikleri ilk fotoğraf:) Nancy ve Mehmet Çor'un oğlu
Teşekkürler Mehmet Çor , Evrendeki bir canlıya elini uzatığın için yolunuz açık ve aydınlık olsun...
ANTALYA'da lunaparkta 'Pony' cinsi 9 atın, atlıkarınca olarak kullanılması hayvanseverleri ayaklandırdı.
ANTALYA-Antalya’daki lunaparkta atlıkarınca olarak yararlanılan "Pony" cinsi 9 atın kötü şartlarda çalıştırıldığını iddia eden Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, yetkililer hakkında görevi ihmal gerekçesiyle dava açacağını bildirdi.
Konyaaltı ilçesinde bulunan lunaparkta birkaç haftadır atlıkarınca olarak kullanılan 9 Pony cinsi ata çocukların bindirilmesi, hayvanseverlerin tepkisini çekti.
Türkiye Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, çok sayıda hayvanseverin kendisine ağlayarak telefon ettiğini ve hayvanların kurtarılmasını istediklerini belirterek, "Bazıları da e-posta atıyor. Pony’lerin çok mutsuz göründüğünü yazıyorlar. Hayvanlar, çok kısa metal zincirlerle başlarından demirlere bağlanmış. Akşam saatlerinde atlıkarıncaya bağlanan hayvanlar, hiç dinlendirilmeden beş saatten fazla çalıştırılıyorlarmış" diye konuştu.
Pony’lerden birinin arka sağ ayağının sakat olduğunu öğrendiğini de kaydeden Sevda Kıraç, sözlerine şöyle devam etti:
"5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda, sakat bir hayvanın çalıştırılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Antalya Vali Yardımcısı Hakkı Loğoğlu’na durumu bildirdim. Çevre İl Müdürlüğü ekipleri gitmiş. Hayvanlar sahipliymiş ve çalışma izni varmış. Roman vatandaşların atları da sahipli. O zaman onları niye topluyorlar? Pitbullar da sahipli değil mi? İnsanlar telefonda ağlıyor. Canlı attan atlıkarınca olur mu? At çiftliklerinde de bu tip küçük atlara çocuklar bindiriliyor ama o hayvanlar, makul bir süre çalıştıktan sonra dinlendiriliyor."
Kıraç, hafta sonu geçene kadar bekleyeceğini, yetkililerin duruma el atmamaları halinde görevi ihmal gerekçesiyle yetkililer hakkında dava açacağını söyledi.
Çevre ve Orman İl Müdür Vekili Mustafa Kılınç da, resmi açıklama yapma yetkisi olmadığını ancak konuyla ilgili şikayetlerin kendilerine de bildirilmesi üzerine inceleme başlattıklarını bildirdi.(aa)