Köşe Yazarlarımız

----------------------------------

Giriş Formu






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kimler Çevrimiçi

Şuanda 7 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

BENİM DE RÜYAM
--
Yeşim aslın aslıyla buluşmasının hızlandığı bu günlerde bir...
10/08/10 18:02 Devamı
Yazan ŞENAY NEYİŞÇİ

Antalya Çevre İl Orman Müdürlü...
çevre koruma ve temiz tutma
adrasan sahillerinde ki gezi teknelerinden boşaltılan posekt...
10/08/10 18:02 Devamı
Yazan mustafa tuncay torunoğlu

Özel Kedi ve Köpek Eğitim Merk...
köpeklerin altında neden talaş var
o çiftlik nazi kampı gibi ileride gerçek kimligimi açıklayac...
03/08/10 16:09 Devamı
Yazan şekil_çocuk

ANTALYADA KEDİ KURTARMA OPERAS...
aaciilll
nilsu hanım mrb lar,arapsuyundan nur,hatırlarsanız tanıştık,...
03/08/10 16:09 Devamı
Yazan nur

Özel Kedi ve Köpek Eğitim Merk...
Kangalın Sahıbıyım ( EFE)
Bu yazmıs oldugunuz ve İlgilendiğiniz konu üzerine Size ve B...
03/08/10 16:08 Devamı
Yazan Suat Okullu

Site Sayacı

Bugün53
Dün65
Hafta647
Ay386
Tüm Zaman22511
Hayvan Koruma Derneğinin Görevi Ne Olmalıdır
Yazan Administrator   
Salı, 26 Mayıs 2009


Bugüne kadar gelen yanlış uygulama ve usul hayvanları koruma sıfatı altında çalışan derneklerin üçüncü şahıslar tarafından ihbar kurumu olarak görülmesi , herhangi bir kötü muamele ile karşılaşıldığı zaman hemen o bölgede bulunan derneğe durumun bildirilmesi , kapsının önüne kedi köpek bırakılması ve aradan bu kişinin çekilmesi olarak algılandı.

Oysa hepimizin de bildiği üzere Türkiye’de hayvan koruma derneklerin çoğu gerek maddi açıdan olsun gerekse yetişmiş eleman eksikliğinden olsun her zaman için zor durumdadır. Ülkemizin içinde yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılar , olağan hale gelen krizler, hayvan haklarına bakış açısının dar olması  , dernek yöneticilerinin egolarını bir türlü bastıramayıp zincirli  köle olmaları  , derneklerin çoğunu hayvanlardan bile daha acınası ve zavallı durumda olduğunu hepimize ispat etmiştir !



Ülkenin bu kadar aydın , kaliteli , entelektüel , pratik zekalı cevheri olmasına rağmen çoğu bu negatif etkiler nedeniyle bu derneklere ya da vakıflara uğramak istememektedir. Maalesef kamuoyunda oluşturulan yanlış “ dernek” ve “hayvansever” ( fakat insansevmez) imajı ile derneklerin bir ihbar kurumu olarak algılaması onların asıl yapması gereken STK baskısını bir türlü idari kurumlar üzerinde oluşmamasına neden olmaktadır.

 

Hatta öyle ki hayvan koruma derneğin görevi kedi köpek bakmak ya da cebinden çıkarıp para vermek olarak dayatılmaktadır. Bu görevi yapması gereken kurum DEVLETTİR. Aslında derneklerin kimi zengin ve kadirşinas gönüllülerinden bağış toplayarak bunu yapmaya çalışmaları yaşanan ikilemin belki de en büyük dışa vurmuş halidir.




Açıkçası bir derneğin kısırlaştırma yapmak için para toplamasını hiçbir zaman anlayamamışımdır. Hangimiz devletten daha zengin olabiliriz ki ? ya da hangimiz kapımızın önündeki sokakta elektirk – su – doğalgaz tesisatı değişmesi gerektiği zaman mahallece para toplayıp belediye yerine bu göreve soyunuruz ki ?

Şunu kabul etmek gerekir ki , hayvan beslemek güdümüz her zaman için hayvan hakkını korumak , idari yazışmalarla devlete unutmuş olduğu görevi hatırlatmaktan daha önde gelir. Birincisinde yaşanan manevi tatmin asla , ikincisindeki  gibi soğuk- itici , can sıkıcı , sonucu bile “resmi“ bir yazı olacak bir eylemle  boy bile ölçüşemez.



O nedenle etrafımızdaki zengin hatta maddi durumu zor durumda olan insanlardan bile para toplayarak bu paralarla kuru mama almak , veterinerlik hizmetleri vermeye çalışmak derneğin asli görevi olmamalıdır. Devletin yapması gereken işi dernek o küçük bütçesi ve kadrosu ile yapamaz. Trilyonları olsa bu kısır döngü ile başa çıkamaz.

 

O zaman derneğin , vakfın , hatta federasyonların görevi ne olmalıdır ?

Onların görevi STK olarak devlete baskı yapıp bu gibi işler için devleti zorlamaktır. Topladıkları bu paralarla , kamuoyu yaratmak için yerel televizyonlar , radyolar , basın başta olmak üzere halkla ilişkiler çalışmaları yapmaktır. Milletvekillerinden tutun , belediye başkanlarına , bakanlara , zabıta müdürlerine , okuldaki eğitmenlere kadar çalışmalar yapmak , afiş bastırmak , fuarlarda stand açmak , müftülerle , rotaryenlerle , masonlarla , çok geniş kesimlerle görüşme yapıp bilinen kabuğu kırmaktır. Paneller düzenlemek , uluslararası sempozyumlara müdahil olmak , mahkemelerde dava açmak , bu davanın sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıp , balık tutmasını ortalama vatandaşa öğretmektir.

Anımsarsanız Samsun’da bir dernek Avrupa Birliğinden ciddi fon almış , bu paranın büyük bir kısmını bir yıl içinde kuru mamaya yatırmış , ertesi yıl  tekrar hayvan severlerden para istemeye başlamıştır. Aslında bu örnek maalesef hepimizin yaşadığı kısır döngünün tipik yansımasıdır. Hepimizin başından geçen ama kabul etmek istemediğimiz gerçektir. Kabul etmek istemeyiz çünkü gönüllülerden alınan bağışlarla devletin yapması gereken bir işi kimseye kaptırmak istemeyiz.

Manevi “besleme” duygumuzu belki de tatmin etmek için “ hayvan koruma gönüllüsü” sıfatı ya da derneği arkasına saklandığımızı çoğu zaman düşünmüşümdür.

Hayvan beslemek varken , bu kadar güzel ve tarifi imkansız  psikolojik tatmin dünyası varken , kimse de kalkıp ne broşür bastırmak , ne afiş yapmak , ne bilboard düzenlemek, ne panel yapmak  için para vemek istemez. Çünkü önündeki somut yaralanmış köpeği görür , canı çıkartılmış atı , eşeği , ineği görür , bacağını araba çiğnemiş kediyi görür. Milyarlarını buraya akıtır.

Ve gün gelir o milyarlar bir gün Bandırmadaki , Antalyadaki , Mamaktaki , Kutludüğün’deki ,Marmaris’teki , Bodrum’daki , Didimdeki katliam olur.

Ankara 'daki ve Istanbul’da yapmış olduğumuz HAYTAP toplantılarımzda da özellikle bunu vurguladık. Yoksa başkalarının günahını derneklerde çalışan gönüllüler mümkün değil ömür boyunca karşılayamazlar dedik.

 

Örneğin geçtiğimiz günlerde HAYTAP olarak Istanbul büyük şehir belediyesinin Fatih'teki birimi ile görüşmeler yaptık ve bugüne kadar kırsılaştırmadan dahi ücret alan devlet bundan böyle para almamaya karar verdi. Yakında bunun haberini de web sitemizde duyuracağız.

 

Derneklerin , vakıfların görevi kurumsallaşarak devletin unutmuş olduğu , yapmak istemediği , ayak sürçtüğü konularda onun üzerinde broşürlerle , medya ile afişlerle , ikili görüşmelerle baskı oluşturmaktır.

 

Yoksa trilyonlarınız olsa milletin hayvanlara karşı işlemiş olduğu günahını temizleyemezsiniz. Ne para dayanır , ne bütçe , ne emek , ne enerji ! ..bugüne kadar yapılan da budur zaten. Tüm sistem bu anlayış nedeniyle iflas etmiştir.

 

Giresun , Adana , Eskişehir gibi şehirler tam olmasa da bu yol ile başarmışlardır

Başaramayan şehirler maalesef ceplerindeki para bitene kadar devletin görevini üstlenmeye kalkan ve bağış toplayarak yaşamaya çalışan dernekçilerdir.

 

Yeni kurulan HAYTAP ın felsefesi de alışılmışın dışında bir taktik izleyerek ve ulusal çapta büyüyerek , bir Adana ya da Eskişehir olmaktır. Bu şekilde eğitim vermekte ve bunu destekçilerine aşılamaktadır. Çünkü eski sistem çökmüştür.

 

Halbuki Giresun devletle işbirliği yapar başarır , Adana işbirliği yapar başarır , Kadıköy başarır , Eskişehir başarır. Onlar iş yapmış oldukları için göze batmazlar , ama ısrarlı bir şekilde devletin yapması gereken görevi kendileri yapmaya devam ettikçe bataklık içinde debelenir , battıkça batar , üzerine de iş yapmadıkları için her kesimden bir ton eleştiri alırlar.

Artık  hayvan hakları bakış açısı Türkiye’de  eski alışkanlıklarından kurtulup yeni bir vizyon kazanmalı , devletin yapmak istemediği görevi devlete hatırlatmalı , bir ihbar kurumu olarak değil , devleti çalıştıran bir mekanizma olarak yerini almalıdır.

 

Bu yeni sistemi beğenmeyenler , kurmuş oldukları bu yanlış düzenin yıkılmasını istemeyenler de ajanlık yaparlar , kendileri gibi olanları yanlarına çekmeye çalışıp yeni bir vizyon getirmek isteyenlere saldırırlar , ekip çalışması istemezler ,  halkla ilişkiler , seminerler gibi kuru kalabalık söylemler istemezler , insan merkezli tartışmalara prim uzatırlar , yapılan bu yepyeni çalışma görünmesin diye fiili olarak uygulanması mümkün olmayan “projeler üreterek” uyuyan kızılderilinin uyanmasını engellerler.

 

Çünkü o yeni fikir ve bakış açısı aslında kendi kurmuş oldukları dünyanın yıkılmasının sinyalleri , yani sonun başlangıcıdır.

 

Av. Ahmet Kemal Şenpolat

HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu

Yönetim Kurulu Başkanı




Görüntüleme sayısı: 1712

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
  • LÜTFEN YORUMUNUZUN YAZININ KONUSU İLE ALAKALI OLDUĞUNA DİKKAT EDİN.
  • KİŞİSEL HAKARET İÇEREN MESAJLAR SİLİNECEKTİR.
  • REKLAM AMAÇLI YORUMLAR SİLİNECEKTİR.
  • 'KİŞİLER YAPMIŞ OLDUKLARI YORUMLARIN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ PEŞİNEN KABUL ETMİŞ SAYILIR.
  • T.C YASALARI ÇERÇEVESİNDE YAPILAN YORUMLARDAN SİTEMİZ SORUMLU DEĞİLDİR.
İsim:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

v.1.4.6

 
< Önceki

Yuva Arayanlar

1.5 yaşında , terkedilmiş dişi yuva arıyoruz

www.konyaaltidostlari.com/kdd-yuva-arayanlar/yuva-araniyor.html

Beni Terketme

Konyaaltı Forum

Haytap

Dohayko

Hava Durumu

ANTALYA

Adsense