Ahşap korkuluklara kollarımı yaslamış önümde dönüp duran küçük atların üzerindeki küçük çocukları izliyorum. Aktur Lunapark’ta üçüncü gecem.
İşletmecilerin kulağına tepkiler ulaşmaya başlamış belli ki. Pony’lerin üzerindeki çocukların başında kask var. Dün ve önceki gün kasklar yoktu. Dün ve önceki gün canlı atlıkarıncada bağlı olan sağ arka ayağı aksayan minicik Pony de bu sefer ortalarda görünmüyor.
O zaman her şey yolunda demektir. En yetkili koltuk, inceleme yaptırdığını, bu durumda yapabilecek hiçbir şey olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilir. Yetki ve sorumluluklarını aralarında paylaşan, dağıtan, karmaşıklaştıran, topu birbirine en rahat şekilde atabilecek hale getiren il ve ilçe tarım ve çevre müdürlükleri de rahatlayabilir.
İşin kağıt kürek işleri de tamam. Lunaparkın işletmecisi de atlar günde 1.5 saat çalışıyor demiş. O zaman bu iş bitmiştir. Hep birlikte yapılacak hiçbir şey olmadığını söyleyip gönüllerimizi ferah tutabiliriz.
İşte hayvanseverlerden, hayvan hakları savunucularından beklenen de bu. Oysa bizler Türkiye’deki değişimin, hak arayışının yeni yüzüyüz. Kendimiz için istemeyi, söke söke almayı hala beceremesek de hayvanlar için tuttuğumuzu koparıyoruz. Üstelik bunu çok da sakin, sabırlı ve saygı çerçevesinde yapabiliyoruz artık.
O zaman bu olayda da efendiliğimizi hiç bozmadan hatayı anlatabilmeliyiz. Ben şimdi buradan gördüklerimi anlatıyorum ve Aktur Lunapark’ın işletmecisinin de yetkiliyim diye koltuklarda oturanların da sesime kulak vereceğine inanıyorum.
Birilerinin dolduruşuna gelmemek ve masabaşında gazetecilik yapmamak adına üç gün üst üste oraya gittim. Pony’ler akşamdan geceyarısına kadar beş saatten uzun süre ortalama her 3 dakikada bir, yine ortalama üçer dakika tur atıyor. O süre boyunca koşumları hiç çıkarılmıyor. İlk iki gün kilolu 7 yaş üzeri çocukları da taşıdıklarını gözlemledim, son gidişimde çocukların yaşı da kilosu da düşüktü.
O hayvanlara çocuklarınız gibi baktığınızı söyleyen sayın işletmeci şimdi bir an durun ve çocuğunuzu düşünün. Zincir zoruyla başını saatlerce aynı şekilde tutması gerekse; yorulunca oturamasa, Antalya’nın 40 derece sıcağında susayınca kana kana su içemese, acıkınca ağzına bir lokma atamasa, yüzüne konan; ağzının gözlerinin, burnunun üzerinde çıldırtıcı bir şekilde dolaşan sineği bile kovalayamasa…
Sayın işletmeci, çocuğunuz için ne yaparsanız onu yapın lütfen…
Hayvanseverlere ve hayvan hakları savunucularından ise ölçülü tepki vermelerini rica ediyorum. Çağdaş insan üslubuna uygun dilekçelerinizi yazın, ilgili olduğunu düşündüğünüz her yere gönderin. Hem de öyle bir kereyle filan yetinmeyin, günde birkaç kez yollayın. Oğlunuzun, kızınızın, eşinizin, komşunuzun adına da aynı dilekçeyi yollayın. Sesiniz duyulana kadar üşenmeden gönderin.
Biliyorum, bizi duyacaklar.
Görüntüleme sayısı: 99
Yorumlar (2)
1. 03-08-2010 16:07
poly ler
bu ,hayvanlara hayvanca muamele yapılan bir olaya tepkidir.ne zaman onların da can taşıdığını düşünüp vicdanlarımızı harekete geçireceğiz .
2. 03-08-2010 16:07
poly ler
Olayı bir kaç gün önce gördüm araştırdım ancak nereye mail atılacağını telefon açılacağını bulamadık. Kendimce İl Tarım Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi gibi yerlere mail attım. Yazacağımız arayacağımız başka bir yer varsa bilgilendirirseniz sevinirim
Yorum yaz
LÜTFEN YORUMUNUZUN YAZININ KONUSU İLE ALAKALI OLDUĞUNA DİKKAT EDİN.
KİŞİSEL HAKARET İÇEREN MESAJLAR SİLİNECEKTİR.
REKLAM AMAÇLI YORUMLAR SİLİNECEKTİR.
'KİŞİLER YAPMIŞ OLDUKLARI YORUMLARIN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ PEŞİNEN KABUL ETMİŞ SAYILIR.
T.C YASALARI ÇERÇEVESİNDE YAPILAN YORUMLARDAN SİTEMİZ SORUMLU DEĞİLDİR.